nasil ki size bir duygusal titresimler gösteren konu, konular, kişi ve kişiler hakkında tonlarca kelam edersek elimiz kalem tutuyorsa yazilar yaziyorsak işte umarsamazlik devreye girdimi o konular hakkında derin bir sessizliğe gömülürüz.
Çünkü olumsuzluklarini dile getirsek ve düzeltmeye calissak, kendi cephemizde mükemmel, objektif tezler ortaya koysak hatta derin bir sorgulamadan gecirsek üzerine parmak bastiğimiz yaralar değil iyilesmek gitgide kangrenlesiyorsa o vakit ne yaparaiz? elbette heyacanimiz mefta olur ve derin usangaclikla sariliriz.
eh bu da suskunlukla belli eder kendini. baska konularda duygusal titresimler aranir. fakat konu kısıtlı ve yaralarin iyileşmesi ise gıdım gıdım ilerlediği için hatta kontrol edilmez ve hakkaniyetli mucadele edilmezse kangrenlestiğinden kelli kişi hayati umarsamaz.
saf heyacanlar cephanesinin gitgide bitmesiyle suni heyacanlar tanzim edilir.
kimileri ise laga luga ile ömür cemberini tamamlamaya gayret eder.
kimisi ise ince imbiklerden süzdüklerinin gönderdiği duygusal titresimler ile avunur. kendisinden baska kimselerin bilmediği formuller ile kisisel dünya kurar.
ama hepsinin ortak noktasi sessizliktir ama dilsizlik değildir. ha, öyle haklisiniz, aman boşverlerin sürüsüne bereket oldugu sessizlik.
almanlarin dediği gibi der grosste hass ist still (en büyük nefret sessizliktir).
(sanki herkes onlar gibi inanı
sadece yediklerinin özeti! mahiyetinde olan futursuz, abuk, saçma, hissiz ve tutarsız davranışları...
Altı üstü oksijen soluyup, karbondioksit veren, stakol ve sarı sıvıdan ibaret olduğunu unutup, kendisini bir nimet, bir mucize gibi gören, kendisi olmasa bu alemler olmazdı saplantısına haiz, yapay ve dejenere olmuş, kibirleri soğan gibi kokup, insanı rahatsız eden kişi ve kişilikleri...
hiiiiiiiç ama hiiiiiç umursamıyorum...
(alıntıdır)










--
berkcanokar
ci
--
--
[link]
--
Remember, remember the fifth of November
V for Vendetta
--
...
Previous Page12345...Next Page